ENDERUN

ÜNİVERSİTE - AKADEMİ - BİLİM DÜNYASI

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ENDERUN: Üniversite - Akademi - Bilim Dünyası

İsviçre Neden Bilimde Fiziki Büyüklüğünden Daha Büyük Değerlere Sahiptir?

E-posta Yazdır PDF


Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

İsviçreİsviçre, doğal peyzaj güzelliği, kayak yapılan dağları, kişi başına zenginliği, çikolatası, saat sanayisindeki etkinliği, bir zamanlar gizli hesapları veya kara para aklama bankalarının varlığı ile bilinirdi. İsviçre genel kültürü, hoşgörüsü, ince sanatsal işlevi ve teknolojisi ile dünyanın takdirini toplamıştır. Soru şu; İsviçre nasıl başarıyor da bilimde, sanat ve sosyal hayatta bu ileri düzeyde varlığını koruyor. İsviçre genelde savaşlardan hep uzak durmuş, bağımsız kalmayı başarmış, değişik kültürlerin iç içe yaşamayı başardığı bir toplum. Halen Avrupa'nın en güzel ve gözde ülkesi. Her bir bölgesi bir başka güzel. İsviçre'ye daha önce bir kaç kez gitmiştim. İlk defa 1988 yılında Almanya'da staj yaparken gitmiştim. Peyzajı ve varlıklı yapısı her zaman göz kamaştırıyordu. O zaman ülkenin sosyal ve bilimsel yapısını tam anlayamamıştım. Daha sonraki yıllarda bilimsel toplantılar yapınca Basel Üniversitesi ve Lozan (Lusan) Üniversitesi tarafından konuşmacı olarak çağırılmam nedeniyle birçok defa İsviçre'de bulundum.

İsviçre Hassas İş Yapan Bir Ülke

İsviçre Saatİsviçre genelde hassas ince el işi ve teknoloji işi yapan bir ülke. Dünyaca ünlü saatler ve diğer hassas çalışmalar İsviçre'de yapılmaktadır. Birçok şirketin endüstri merkezleri özellikle ilaç sektörünün fabrikaları İsviçre'de bulunuyor. Ancak son yıllarda Japonların elektronik saat geliştirme teknolojisi, bankaların şeffaflaşması ve dünya ticaretindeki küreselleşme ilişkileri İsviçre'yi artık saat sanayisin da eski konumunda olmadığı görülüyor. Son yıllarda saat sanayi, güneş enerjisinden yararlanma konularında halen dünyada bilimsel araştırmaya en çok önem veren ülkelerin başında gelmektedir. 

Devamını oku...
 

Zorlu Enerji Grubu TÜBİTAK TEYDEB işbirliği ile "Kömür Gazlaştırma Teknolojisine Dayalı Elektrik Üretim Pilot Tesisi" kuruyor.

E-posta Yazdır PDF


Kömürden Gaz Üretimi

Zorlu Enerji Grubu Türkiye'de bir ilki gerçekleştiriyor. Grup, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) işbirliği ile "Kömür Gazlaştırma Teknolojisine Dayalı Elektrik Üretim Pilot Tesisi" kuruyor.

İşbirliği kapsamında TEYDEB, Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş'ye 9 milyon TL değerindeki tesisin AR-GE çalışmaları için faizsiz olarak 1.5 milyon TL kaynak ve araştırma desteği sağlayacak.

Zorlu Enerji Grubu, kömür gazlaştırma teknolojisine dayalı elektrik üretimine yönelik AR-GE çalışmaları ile kömürün çevreye olan zararlı etkisini minimuma indirmeyi hedefliyor.

Devamını oku...
 

Dünya Üniversiteler Kongresi

E-posta Yazdır PDF


Çanakkale Onsekiz Mart ÜniversitesiÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Ekim 2010'da "Küresel sorunlar çerçevesinde üniversitelerin yeni hedef ve görevleri neler olmalıdır?" temalı bir Dünya Üniversiteler Kongresi organize etmektedir. 

Tüm dünyada üniversitelerin ana işlevleri; meslek kazandırma amaçlı eğitim/öğretim, bilimsel araştırma ve kamuya yönelik diğer hizmetler olarak belirlenebilir. Ancak, çağdaş üniversitelere, gündemde yer almaya başlayan küresel sorunlar konusunda da büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Ulusal ekonomilerin bütünleşme çabaları, ülkeler/kültürler arası ilişkilerin artması, iletişimde ülke sınırlarının ortadan kalkması gibi etkiler sonucu gelişen küreselleşmenin, birçok sorunu da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu kapsamda, aşağıda sayılan konuların üniversitelerce tartışılması, üniversitelerin bu çerçevedeki yeni hedef ve görevlerinin belirlenmesi ve kalıcı çözüm önerilerinin uluslararası platformlarda oluşturulması ve paylaşılması gerekmektedir. Üniversitelerin yukarıda belirtilen üç temel geleneksel görevlerinin yanı sıra, aşağıdaki konularda da görev ve hedeflerini belirlemeleri gereklidir:

Küresel ısınmanın öneminin anlaşılması ve önlenmesi Dünya Üniversiteler Kongresi
Küresel terörün önlenmesi
Küresel yoksulluğun giderilmesi
Küresel göçün yönetilmesi
Gelir dağılımı eşitsizliklerinin giderilmesi
Sağlık hizmeti adaletsizliğinin giderilmesi
Eğitimde fırsat ve olanak eşitsizliğinin giderilmesi
Çevre kirliliğine çözümler getirilmesi
Bölgesel çatışmaların çözümlenmesi ve yenilerinin önlenmesi
Dünya barışının temini
Dünya kültür mirasının korunması
Hızlı nüfus artışına kalıcı çözümler geliştirilmesi
Sivil Toplum Kuruluşları'nın uygarlığın geliştirilmesinde rollerinin arttırılması


Bütün insanları tehdit eden, süreklilik arz eden bu tür sorunların yalnızca Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, UNESCO, OECD, G8 vb uluslararası ve uluslarüstü örgütlerce ve/veya hükümetlerce çözümlenmesi çabalarının yeterli olmadığı görülmektedir. Üniversitelerin anılan konularda devreye girerek çözümler üretmeleri ve kendilerini yeniden tanımlamaları önemli katkı sağlayacaktır. Üniversitelerin, öncelikle, bu sorunların aşılması ile ilgili olarak stratejik planlarına hedefler koymaları, merkezler oluşturmaları ve ders programlarını yeniden belirlemeleri gerekmektedir. Kuşkusuz üniversitelerin neler yapabilecekleri konusu kongre sırasındaki bildiriler aracılığıyla belirlenecektir.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, üniversiteleri ve üniversitelerle yakın etkileşim içindeki kurumları, araştırmacıları, entelektüelleri bir araya getirerek; dünyamızı tehdit eden bu ve benzeri küresel sorunların anlaşılması ve çözüm yolları alanında üniversitelerin yeni işlevleri ve rolü üzerinde geniş çaplı bir tartışma platformu oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla 20-24 Ekim 2010'da Çanakkale'de üniversitemiz tarafından yapılması planlanmakta olan Dünya Üniversiteler Kongresi'ne katılım, kongre amacı ve kongre temaları konularında görüş ve önerilerinizi beklemekteyiz.

Saygılarımızla,


Prof.Dr. Ali Akdemir
Rektör 

http://www.comu.edu.tr/unicongress2010/index.php?lng=tr
 

 

TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü

E-posta Yazdır PDF


TARİHÇE


EE bina resmiTÜBİTAK MAM bünyesinde bulunan Enerji Sistemleri Bölümü, Şubat 1996'da Çevre Mühendisliği Bölümü ile birleşerek Enerji Sistemleri ve Çevre Araştırma Enstitüsü (ESÇAE)'nü oluşturmuştur.

Bu tarihten itibaren 6 yıl boyunca enerji ve çevre alanlarında aynı enstitü çatısı altında çalışmalar yürüten bu iki birim, önemli projelere imza atmış, deneyim, bilgi birikimi, ölçme ve değerlendirme alt yapısını uluslar arası ölçekte geliştirmiştir.

3 Ekim 2004 tarihinde yapılan TÜBİTAK Bilim Kurulu'nda alınan karar gereği, "Enerji Enstitüsü" kurularak, ESÇAE-Enerji Teknolojileri Stratejik İş Birimi bu enstitü çatısı altına alınmıştır.

Devamını oku...
 

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Eğitime Başladı

E-posta Yazdır PDF


Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin Rektörlük binası ile Fen-Edebiyat Fakültesi 21 Ekim 2009 Çarşamba günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir törenle hizmete girmiştir.

Ağrı İbrahim Çeçen ÜniversitesiÜniversitede tek fakültede eğitim başlamış ve yaklaşık 3 bin 200 öğrenci Ağrı’da üniversiteli olmuştur. Tamamı devlete bağışlanacak üniversitenin kampus planlama çalışmaları devam etmektedir. Fiziksel olarak kampus ve binaların inşa edilerek bağışlanmasının yanı sıra, İbrahim Çeçen Vakfı (IC Vakfı) sosyal ve kültürel anlamda Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesini, kuruluşundan itibaren destekleyecek projelerin çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Bu projelerden bazıları; yurtdışı kardeş üniversiteler, öğretim üyesi ve öğrenci değişim programlarına destek, AB ve diğer fon kaynaklı projelere destek sağlamak olarak planlanmaktadır. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin projelendirilmesi ile fiziksel yatırım ve sosyal destek için ayrılan fonlar toplamı yaklaşık 60 milyon USD olup, 2008-2015 yılları arasında kullanılacaktır. Üniversitenin 8 yıl sonunda 20 bin öğrenciye ulaşması ve Türkiye’nin milli gelire göre en fakir illerinden olan Ağrı’nın gelişmesine önemli katkıda bulunması hedeflenmektedir.

Detaylı bilgi için:
http://www.icvakfi.org.tr/

 

Hastanelerden Mikrop Kapmayı Bitiren Buluş

E-posta Yazdır PDF



İki Türk bilim adamı, hastaların mikrop kapmasını engelleyen bir projeye imza attı. 'Omurga sabitlemede kullanılan titanyum çivilerin gümüşle kaplandığı' çalışmaya büyük ilgi gösterildi

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Nöroşirürji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ayhan Attar, omurga sabitleme ameliyatlarında kullanılan titanyumdan yapılmış çivileri (implant) mikrop tutmayan bir maden olan gümüşle kaplamak için bir proje hazırladı.

Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç da implant malzemeyi gümüşle kapladı. Yaklaşık 1 yıldır gümüşlü implant uygulanan 100 hastadan hiçbiri hastane mikrobuna yakalanmadı.


Ölümle bile sonuçlanıyor

Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, hastanede tedavi gören 100 hastadan 4'ü, hastane mikrobu olarak bilinen Metisilin Dirençli Stafilikok Aureus (MRSA) kapıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada tanı ve tedavi için hastaneye yatan her 10 hastadan birinde hastaneye bağlı enfeksiyon gelişiyor. Genellikle ameliyatlar sırasında mikrop kapan hastaların tedavisi çok uzun sürüyor ve çoğunlukla ölümle sonuçlanıyor.


Ekonomiye de yarar

Yıllardır omurga kırıkları ve eğriliklerini, omurgayı sabitleyen bir sistemle tedavi eden Attar, hastane mikrobu riskini en aza indirecek bir buluşa imza attı. Attar'ın hazırladığı Arpaç'la birlikte hayata geçirdiği gümüşlü implant, uçak sanayiine yedek parça ve tıbbi malzeme üreten Norm Limited Şirketi tarafından yapıldı. Attar, ülke ekonomisinin yılda 10- 15 milyon dolar kazanacağını söyledi.

Gümüşlü implantın patentini alan Norm Limited Şirketi'nin sahibi Adem Uyanık da gümüşlü implantın ihracı için İtalya, Belçika ve Meksika'dan bazı firmalarla görüşme yaptıklarını belirtti.

Gümüşlü implant Avrupalı bilim adamlarına Brüksel'de yapılan Eurospine Kongresi'nde tanıtıldı. ABD'de yayımlanan Journal of Neuroscience dergisi de projeyi kamuoyuna duyuracağını açıkladı.

 

Antalya Teknokentinde Önemli Buluşlar Gerçekleştiriliyor

E-posta Yazdır PDF


Akdeniz Üniversitesi (AÜ) bünyesindeki Antalya Teknokenti, 21. yüzyılın endüstriyel devrimi olarak nitelendirilen nanoteknolojiyi kullanarak, hayatı kolaylaştıracak iki buluşa imza attı.

Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç öncülüğündeki ekip, nanoteknolojisi ile "antibakteriyel su itici kolay temizlenen kaplama" ile "çizilmeye dayanıklı nano cam kaplama" üretti.

AÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, yaptığı açıklamada, araştırma görevlisi Nadir Kiraz, doktora öğrencisi Esin Burunkaya ve yüksek lisans öğrencisi Ömer Kesmez'den oluşan ekiple 1,5 yıl süren çalışma sonunda, buluş olarak nitelenen iki ayrı ürünü ortaya çıkardıklarını bildirdi.

Akdeniz Üniversitesi bünyesinde 2006 yılında kurulan Antalya Teknokenti'nde tamamı Türk bilim insanlarından oluşan kadrosuyla hizmet veren Nanoen Arge Danışmanlık Limited Şirketi olarak, şimdiye kadar yurt dışından getirilen su itici kaplamayı, yeni bir sistemle Türkiye'de ürettiklerini belirten Prof. Dr. Arpaç, tüm cam, ahşap, kağıt, karton yüzeylerde kullanılabilecek bu kaplamanın, bakteriye neden olan flor maddesi içermeyen özellikte üretildiğini açıkladı.

Türkiye'de de yapı marketlerde satılan, ev ve iş yerlerindeki cam, ahşap, duşakabin ve seramiklerde temizlikte su itici olarak kullanılan ithal kaplamayı, kendilerinin geliştirerek antibakteriyel özellikte ürettiklerini dile getiren Arpaç, şunları söyledi:

Nanoteknoloji''Su itici kaplamalar yurt dışından geliyordu. Bu çözeltilerin flor içerme özelliği var. Flor sprey şeklinde uygulandığı için akciğerde ciddi sorunlara neden oluyor. Florun ozon tabakasına da etkisi olduğu için kullanılması tercih edilmeyen ürünlerdir. Biz içerisinde flor içermeyen aynı sistemdeki ürünü yapabilir miyiz diye yola çıktık ve bunu geliştirdik.''

Evlerde yoğun olarak kullanılan duşa kabinler ve küvetlerin etrafına slikon çekildiğini, zamanla burada bakteri oluştuğunu ifade eden Arpaç, şu bilgileri verdi:

"Ürünü geliştirirken ilk etapta duşa kabinlerin camlarında kullanmayı düşündük. Antibakteriyel hale getirmek için çalıştık. Sonunda flor içermeyen, çevre dostu, antibakteriyel özellik gösteren bir sistem geliştirdik. Çevre dostu, su itici antibakteriyel sistem olarak, Nanofop Antibakteriyel Su İtici Kolay Temizlenen Kaplama ismiyle Türk Patent Enstitüsü'nden patent aldık. Bu sistem, için yaklaşık 1,5 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Akdeniz Üniversitesi'nin ürünüdür. Bir buluştur."

Devamını oku...
 

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Kurulacak

E-posta Yazdır PDF


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi kurulacağını açıkladı. Arınç, üniversitenin kurulma çalışmalarının başladığını ve Yüksek Öğretim Kurumu'na sunulduğunu belirtti.

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 2010 yılı bütçesini sunan Arınç, kurumun bütçesinin gelecek yıl 460 milyon lira olduğunu kaydetti. Gelirlerinin tamamının öz kaynaktan karşılanacağını söyleyen Arınç, 69 milyon liranın personel, 12 milyon liranın sosyal güvenlik, 149 milyon liranın mal ve hizmet, 22 milyon liranın kaydı hizmet geri kalan kısmın ise yatırım giderlerinden oluşacağına vurgu yaptı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 2010 yılı yatırım çalışmaları içinde Bezmi Âlem Vakıf Üniversitesi'nin kurulması bulunduğunu ifade eden Arınç, "İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi kurulması çalışması başlatılarak YÖK'e sunuldu." dedi.

 


Sayfa 7 - 10


Kimler Sitede

Şu anda 42 ziyaretçi çevrimiçi