ENDERUN

ÜNİVERSİTE - AKADEMİ - BİLİM DÜNYASI

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Türk Kuruluşları ULUSAL NANOTEKNOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ - UNAM

ULUSAL NANOTEKNOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ - UNAM

E-posta Yazdır

ULUSAL NANOTEKNOLOJİ ARAŞTIRMA MERKEZİ - UNAM

TARİHÇE

Geçen yüzyılın son çeyreğinde bilim ve teknolojide gelişmeler değişik fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip olan yeni malzemelere talebi tetiklemişti. Araştırmalar malzeme boyutları nanometre ölçütlerine inince bilinen özelliklerin büyük değişim göstererek teknolojinin istemleri doğrultusunda yeni ve olağanüstü işlevler kazanabileceğini göstermiştir. Böylece, adeta atomların dizilişini tasarlayarak yeni yapay malzemeleri ortaya çıkarabilen, molekülleri işlevsel duruma getirebilen, elde edilen bu yapıların olağanüstü özelliklerini mevcut ürünlerin özelliklerini geliştirmekte kullanan veya tamamen yeni teknolojik ürünler elde edebilen bu yeni teknoloji nanoteknoloji olarak tanımlandı.

Ekonomistler nanoteknolojinin yeni bir sanayi ve bilgi devrimi olarak 21. yüzyıla damgasını vuracağına inanıyorlar. Nanoteknolojinin öncelikle malzeme ve biyoteknoloji alanlarında gelişeceği, ancak 8-10 yıl sonra elektronik ve spintronikte, özellikle moleküler elektronikte ağırlığını hissettireceği beklenmektedir. Nanomalzemelerin olağanüstü özellikleri hemen hemen her alanda; savunma sanayinde, tekstilde, otomotiv sanayinde, inşaatta, elektronikte, yeni tedavi yöntemlerinde ve ilaç sanayinde devrim yaratacak teknoloji ürünlerinde yer almaya başlamıştır. Sürtünmesiz yüzeyler sayesinde taşıtlarda motor yağı değiştirme sorunu ortadan kalkabilecek, kir tutmayan giysilerle yaşantımız kolaylaşacak. Binalardaki betonarme kolonların kesitleri belki küçülüp elastik özellikler kazanabilecek ve bu sayede depremler binalarımıza daha az tahribat yapabilecek. Nanoteknoloji o kadar hızlı gelişmelere sahne oluyor ki, gelecek 20 yılı tahmin bile edemiyoruz.

 

Nanobilim ve nanoteknoloji araştırmaları için gelişmiş ülkelerde kamu sektörü 2006 yılında yaklaşık 6 milyar ABD Doları yatırım yapmıştır. Son yıllarda ABD, Japonya, AB ülkeleri, Kore, İsrail, Güney Afrika Birliği, Kanada gibi ülkelerde her biri 100 milyon Doların üzerinde harcama yapılarak çok sayıda Ulusal Araştırma Merkezleri veya Enstitüleri kurulmuştur. Yalnız başına ABD’de kamu kaynakları ile Stanford, Harvard, Cornell gibi tanınmış 13 üniversitede ve Argonne, ONRL, Lawrence-Berkeley, Sandia, Brookhaven gibi ulusal merkezlerde 46 dev Nanoteknoloji Araştırma Laboratuvarı kurulmuştur. Nanoteknolojiye bu kadar yatırım yapan ABD’de 2015 yılına gelindiğinde nanoteknoloji ürünlerinin satışlarının 3 trilyon Dolara erişmesi beklenmektedir. Daha 2004 yılında nanoteknoloji kullanan ürünlerin satışının 13 milyar dolara erişmiş olduğu bilinmektedir. 2015 yılında nanoteknoloji ürünleri pazarının global pazardan %15 pay alacağı tahmin edilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde de nanoteknolojiye büyük yatırımlar yapılmakta, yeni araştırma merkezleri kurulmaktadır. Özellikle Almanya, nanoteknoloji konusunda ciddi bilimsel ve teknolojik gelişmelere ortam hazırlamaktadır.

İran’da Sharif Üniversitesi’nde 2005 yılında kurulan Ulusal Nanobilim ve Nanoteknoloji Enstitüsü’nde disiplinler arası doktora programı ile birlikte bilimsel araştırmalar da yürütülmektedir. Çeşitli konularda 50’ye yakın nanoteknoloji şirketinin kurulduğu İsrail’de hükümet nanoteknolojiye yapacağı desteği 230 milyon Dolara çıkarmıştır. Çok kısa zaman önce Rusya Devlet Başkanı Putin, nanoteknolojinin Rusya’da modern teknolojinin kurulmasında anahtar bir rol oynayacağı beklentisi ile gelecek 8 yıllık bir dönem için nanoteknoloji araştırmaları için 7 milyar dolar kaynak ayırdıklarını ilan etmiştir. Son zamanlarda Çin ve Finlandiya ortak nanoteknoloji araştırma projeleri başlatmak üzere anlaşma yapmışlardır. Bu teknoloji devriminde yer almak ve gelişen pazardan pay kapmak için ülkeler adeta birbirleri ile yarışmaktadır. Kısaca, nanoteknoloji geleceğe yönelik hayallerle süslenen beklentiler yerine ciddi hedefler için dev bütçeli yatırımların yapıldığı bir sanayi devrimine dönüşmüştür.

Sanayiini çoğunlukla yabancı ülkelerden transfer ettiği teknoloji ile yapılandıran ülkemizde yoğun bilimsel araştırmalara dayalı olarak hızla değişen ve gelişen teknolojik gelişmelere son yıllarda ayak uydurmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bu durumda birçok üretim kuruluşumuz rekabete dayanamayarak el değiştirmek veya üretimini durdurmak zorunda kalmaktadır. Hal böyleyken; ilerlemiş ülkelerde 1990’lı yıllarında başlayan nanoteknoloji akımına Türkiye uzunca bir süre seyirci kalmıştır. Birçok kimse nanoteknolojinin bir fantazi olduğunu, bazı projelere kaynak temini maksadıyla kullanıldığını ileri sürmüştü. Yıllar ilerleyip ileri teknoloji ülkelerinin konuya yaptıkları yatırımlar katlanarak, uzun dönem planları ortaya çıkınca nanoteknolojinin yaklaşmakta olan yeni bir teknoloji devrimi olduğu anlaşılmaya başlamıştır. Ülkemizde nanoteknolojinin önemi UNAM projesi ile çeşitli kesimlere duyurulmuş, konu gündeme girmiştir.

Son günlerde yabancı ülkeler nanoteknoloji ürünlerine yeni pazarlar aramak için Türkiye’ye çıkarma yaparken, Türkiye’de nanoteknolojiyi gerçek anlamda kullanan sanayicilerimizn sayısı bir elin parmaklarından daha azdır. Yurt dışından nanoteknoloji ürünlerini ithal edip bu ürünlerin ticaretini yapmak daha çok tercih edilmektedir. Bilkent Üniversitesi'nde bu durumu değerlendiren bir grup bilim adamı tarafından hazırlanan ulusal bir araştırma merkezi kurma projesi T.C. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından kabul edilerek desteklenmiştir.

2006 yılının başında başlayan UNAM-Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi Projesi’nin 1. Fazı zamanından bir yıl önce bitirilmiştir. Bu faz döneminde bina ve araştırma ekipmanına değeri 28 milyon TL olan yatırım yapılmıştır. 2006 yılı ortalarında başlayan ve bir buçuk yılda bitirilen UNAM binası yaklaşık 9000 m2 kapalı alanda titreşim ve sıcaklık kontrollü 62 laboratuvar, konferans salonu ve ofisleri barındırmaktadır. 400 m2 temiz oda da 2008 yılı ortalarında faaliyete geçecektir. 1. Faz döneminde alınan cihazların çoğu kurularak araştırma çalışmalarında kullanılmaya başlamış, yine bu sürede UNAM’da hidrojen depolama, karbon nanotüpler, spintronik silisyum nanoteller, fiber lazerler, silisyum nanokristaller konularında önemli çalışmalar yapılmış, UNAM’ın nanoteknolojiye yaptığı katkılar TÜSİAD, TÜBİTAK ve TTGV tarafından nanoteknoloji ödülü ile ödüllendirilmiştir. UNAM’ın faaliyetleri Bakanlar Kurulu kararı ile ulusal nitelikte bir enstitüye dönüştürülmüştür.

UNAM’ın 2. Fazı yeni başlamış durumdadır ve 3 yıl sürecektir. Bu faz döneminde kamu ve özel sektörden sağlanan projelerle UNAM’a yaklaşık 60 milyon TL yatırım yapılması beklenmektedir.
Yeni binası ve laboratuvarlarında çalışmalara başlayan UNAM’ın başarıyla büyümesi ve ulusal bir işbirliği içinde bilim ve teknolojimizin gelişmesine katkıda bulunması en büyük dileğimizdir.

Profesör Dr. Salim Çıracı
Direktör

---------------------------

MİSYON

UNAM'ın kuruluşuna temel oluşturan önemli misyonları mevcuttur. Bunlar:

  1. Türkiye'nin sanayi ürünlerinin rekabet gücünü ve katma değerini artırmak için gerekli olan nanoteknolojiyi oluşturmaya yönelik kamu sektörü ve özel sektörden araştırmacılarla birlikte araştırma-geliştirme çalışmaları yapmak, prototipler geliştirmek;
  2. Türkiye'nin gelecek dönemde ihtiyacı olan malzeme bilimi ve nanoteknoloji uzmanlarını yetiştirmek;
  3. Nanoteknolojide her türlü araştırma donanımına, bilimsel deneyim ve altyapıya sahip olan ulusal bir araştırma merkezini gerçekleştirmek, merkezin verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamak (böyle merkezler birçok ülkede araştırmacılara hizmet sunmaktadır);
  4. UNAM'ı yurt dışında çalışan ve uluslararası üne sahip olan bilim adamlarımızın buluştukları bir platform haline gelmesini sağlamak;
  5. Ulusal ve uluslararası ağlar yardımı ile çeşitli kuruluşlar arasında iletişim ve araştırma konularında koordinasyonu sağlamak, nanoteknolojideki gelişmelerden ilgili araştırmacıları ve kurumları bilgilendirmek.

Ulusal Araştırma Merkezi oluşturmak misyonu ülkemiz için oldukça yeni bir olgudur ve kanımızca hayati önem taşımaktadır. Bilim ve teknolojinin sınırlarında araştırma yapmak için her türlü teçhizat ve donanımın bir yerde toplandığı, bu donanımın günün her saatinde çalışır vaziyette araştırmacının hizmetine sunulduğu ulusal bir merkezin AR-GE çalışmalarında büyük katkısı olacaktır. Ayrıca araştırmacılar ulusal merkezde yararlanabilecekleri en ileri seviyede disiplinler arası deneyim ve bilimsel altyapıyı da bulabilecekllerdir. Üniversitelerimizde imkansızlıklar nedeni ile mevcut araştırma altyapısı sürekli olarak çalıştırılamadığından değerli bilim insanları araştırmalarını sürdürmekte zorluklarla karşılaşmaktadır. UNAM'da mevcut ve kurulacak araştırma altyapısı projeler kapsamında konuyla ilgilenen bilim insanlarımızın hizmetinize sunulacaktır. Bu konuda UNAM'da mevcut bilimsel altyapı ve cihazlar ile yürütülmekte olan araştırma projeleri diğer üniversitelere tanıtılmaya başlamış bulunmaktadır. UNAM'ın kullanımına ilişkin esaslar da yakında sitemizde yayınlanacaktır. UNAM'ın yönetiminde diğer üniversitelerimiz tarafından belirlenen uzman temsilciler (asosiye üyeler) esaslı bir rol üstlenecektir.